Tag Archives: siyaset

Tart/ış/ma

Demokrasi bir tartışma platformudur deniyor, fikirler çarpışır ve politikalar böyle ortaya çıkar. Herkes demokrasinin özünde fikir özgürlüğü ve diyalog olması konusunda hemfikir (hoş hemfikir olmayanlar, düşünceye zırt pırt dava açanlar var). Ancak tartılan fikirlerin hangi terazide galip gelip politikalara nasıl dönüştüğü konusuna değinen yok. Sanılıyor ki, tartışmalar sonucunda böyle mistik, otomatik, sihirli bi biçimde en iyi politika oluşuverecek; kırk küsürünca yağlı fikir güreşlerinin galibi ilan ediliverecek. Siyaset biliminde böyle otomatik, doğrusal ve çok basit görünen mekanizmaların sorgulanmasından süper yayınlar çıkar, benden söylemesi. Çünkü hiçbir tartışma öyle zart diye son buluvermez, kimse geri adım atmaz. Genelde oturmuş demokrasilerde bu tartışmaları çözüme kavuşturan mekanizmalar vardır, ve de her daim bi senteze ulaşılmaz. Kurumların işleyişlerine göre sonuca farklı şekillerde ulaşılır. Amerika gibi başkanlık sistemlerinde çoğunlukla iktidara gelen bi başkan vardır ve de onu denetleyen bi meclis. Eğer bu iki kurumda farklı partiler iktidardaysa sistem kilitlenebilir, tartışma bi yere varmaz. Bu yüzden mesela Amerika’da bütçenin çıkıp onaylanması çok vakit alır. Her ne kadar kurumlar birbirini denetlese de bu sistemde başkanın bariz bir üstünlüğü var. Bi kere veto yetkisi var, kararnameyle yönetme yetkisi de… Yani tartışmaların sonu üç şekilde geliyor: ya başkanın dediği oluyor, ya kilitlenip kalınıyor ya da o kadar çok taviz veriliyor ki bağlı konularda abuk kanunlar çıkıyor (mesela çevreyle ilgili bi yasaya diğer parti temsilcilerinin oyunu alabilmek için silah serbestisi eklenmesi gibi veya asıl yasanın kırpılıp kuşa dönmesi gibi). Bu sistemin bizim gibi hem etnik hem sınıfsal hem dini çatışmalara açık toplumlarda başarılı olmadığı bence artık oturmuş bi gerçek (bkz. Güney Amerika Başkanlık Sistemleri). Genelde kilitlenme çözülemiyor çünkü erken seçim müessesesi yok, eh başkan alsın yürüsün desen o da çok parçalı toplumlarda kutuplaşmayı arttırıyor hatta darbelere yola açıyor bazı araştırmalara göre. Buna karşılık bizimki gibi parlementer sistemlerde tartışma nihayetlendirme mekanizması genelde sürekli bir pazarlık ve uzlaşma arayışı. Eğer o uzlaşma sağlanamazsa güvenoyu veya erken seçim gibi sübaplar var. Şimdi niye küçük çaplı bi siyaset bilimi dersi verdim? İlk olarak uluslararası ilişkilerci olarak kompleksimiz var, onu yenmek istedim. Bi de ”yaşasın diyalog, yaşasın tartışma” derken tartışmanın kendi içinde bi amaç olmadığını, sonuçlandırılması gereken bi süreç olduğunu, nasıl sonuçlandırılacağının da kurumlara dayandığının altını çizmek istedim. Hem parlementer sistemin hem de başkanlık sisteminin iyi ve kötü yanları şüphesiz ki var. Parlementer sistemde uzlaşma zaman alan, karman çorman bi süreç olabiliyor. Başkanlık sisteminde, hele bi de meclis çoğunluğu yanınızdaysa, çok daha hızlı politika üretebiliyorsunuz, muhalefeti de sallamayabilirsiniz (Gazeteci: Amerikan halkının büyük çoğunluğu artık Irak savaşını onaylamıyor. D. Cheney: Eeee yani?). Benim naçizane fikrim başkanlık sisteminin uzun vadede çok katmanlı toplumları derin yarıklarla böldüğü yönünde. Bakınız Amerika’daki kırmızı ve mavi eyaletler. Bizimki gibi toplumlarda parlementer sistemin bütünleştirici etkisi olduğunu düşünüyorum, her ne kadar tuhaf bi iddia gibi görünse de. Yalnız bu sistemin yürümesi büyük ölçüde otumuş teamüllerin olmasına, yeni tabirle demokrasi kültürüne bağlı. Şu an yaşanan olaylardaki en büyük etken de sanırım hem kişilik itibariyle hem de aldığı oy itibariyle başbakanın parlementer sistemde ”başkan” gibi davranması. Belki kendi açısından haklı ama tartışmayı bu üslubun sonuca bağlayamadığı da çok açık. Ama tabii bir de demokrasinin mükemmellikten çoook uzak bir yönetim biçimi, bi ehven-i şer olduğu gerçeği var. Hem çözüm üretme hem de temsil noktasında… Ama o ayrı yazı konusu.

Reklamlar
Etiketler ,