Tag Archives: guatr

Atak

Gün ortasında deli gibi esnememin nedeni 9. ay büyüme atağını geçirmekte olup, dünyaları yiyen, mızmız ve geceleri haykırarak uyanan Monçuk değil. Artık büyüme atağı görünce tanıyorum, sürpriz olmadı zaten. En son 6 aylıkken kafayı sıyırmıştık gene böyle. Gün içinde yanından ayrılmak mümkün olmuyor. Hemen yalancıktan ağlamasına başlıyor. Evet, onu da öğrendi. Bi bilsem kimden öğrendi… Geceleri uyanması çok dert değil, ama uykuya çabuk dönememesi dert. Neyse ki pırlanta gibi bi koca var bende (hişşş tahtaya vuralım), dün gece bütün uyanmaları aldı da kurtuldum. Ona ayrıca bir serenad yazısı yazmak farz oldu artık. Hayır, bahsettiğim atak Monçuk atağı değil. Onunkisi 3-4 gün bilemediniz 1 haftada geçecek. Kim bilir neler öğrenmiş olarak çıkacak bu dönemden. Bahsettiğim benim sessiz tiroidit atağım. Başa saralım.

Bundan 3 yıl kadar önce rutin bir testte tiroit hormonlarımın yüksek olduğu çıktı. Bu durum bende aşırı yorgunluk, depresyon, saç dökülmesi, aşırı zayıflama, el titremesi ile kendini gösterdi. O dönemde önce salak bir devlet hastanesinin endokrin polikliniğine gittim. Her gidişimde ayrı bir doktorla karşılaştım, her doktor benimle ancak 5 dakika ilgilenebildi (bkz. sağlık reformu). Doğru dürüst hasta tarihime bakamadılar. Tam bana hipertiroit teşhisi koyup ilacı dayayacaklardı ki, ikinci bir görüş (ya da 4.) almak üzere tanınmış bir endokrin uzmanına gittim. İyi ki de gitmişim. Öncelikle salak hastanenin yaptığı salak antikor testlerinin yanlış olduğu anlaşıldı.
Durum şöyle: Eğer tiroit hormonlarınız yüksekse antikorunuza bakılıyor -yani vücudunuzun tiroit hormonuna saldırıp saldırmadığına- eğer o da yüksekse, Grave’s hastalığı teşhisi konuyor. Bu kronik bir hastalık, halk arasında zehirli guatr olarak biliniyor. İlaç tedavisiyle veya o işe yaramazsa nükleer tıp aracılığıyla tiroit bezinizin tamamının veya bir kısmının öldürülmesiyle tedavi ediliyor. Eğer tiroit hormonlarınız yüksekse, antikorunuz yoksa buna sessiz tiroidit deniyor. Genelde bir atak halinde geliyor. Bir tür tiroit bezinin iltihaplanması. Buna müdahale edilmiyor, kendi kendine düzeliyor. Bu ikinci durum genelde birincisiyle karıştırılıyor. Hastalar yanlışlıkla ilk grupta zannedilip ilaca başlatılıyor. Tabii tüm denge bozulunca sorun içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Çünkü tiroit hormonunun bulaşmadığı organ veya sistem yok. Süper bi icat.

Benim süper doktorum da sağolsun doğru teşhiste bulundu ve hiçbir şey yapmayarak, periyodik testlerle beni sağlığıma kavuşturdu. Daha doğrusu bedenim dengesini bulurken beni kontrol altında tuttu. Gelelim günümüze. Geçen ay yine baktırdım hormonlarıma. Durum gene aynı. T3-T4 tavan yapmış. Neyse ki, antikorlar yine normal düzeyde. Ya postpartum (hamilelik sonrası) tiroiditi denen şeyi yaşıyorum ya da yine yeni yeniden bir sessiz tiroidit atağının içindeyim. Üstüne bir de H.ouse’un son bölümünde **spoiler** tekrarlayan sessiz tiroiditin bir bağışıklık sistemi hastalığının habercisi olduğu söylendi. Benim gibi bir hipokondriyağa yapılır mı bu? Biliyorum dizideki vakalar aynı hastaneye gelmesi imkansız, son derece az rastlanır vakalar. Ama insan yine de merak ediyor. Üstüne bir de Endocrine Abstracts dergisinde “Recurrent silent and post-partum thyroiditis in a single patient: evidence for a common aetiology” adlı makaleyi buldum. Herhalde doktorum bana mabadıyla güler bunu basıp götürsem.

Evet, bir atak yaşadığım kesin. Beynimin atağı. Ah bi sussa, bi otursa.

Etiketler