Tag Archives: Evlilik

Harika

Bayram, İstanbul, dönüş derken bir yıldönümümüzü daha idrak ettik. Hatta 18 gün oldu. Bu sefer hiç birşey yapamadık, Monçuk’u bırakacak kimsemiz yoktu ve de kendisinin ”yoğurdumu kendim yiyeceğim uleeeyn” döneminde olduğumuzdan onunla lokantaya falan gitmek istemedik. Gitsek lokantadakileri çok eğlendirecek olsak da garsonlara bu eziyeti yapamazdık. Eh ne de olsa aynı zamanda ”bu yiyecek de yerçekimine tabi mi?” dönemindeyiz. Bu durumda kutlamamız şu diyalogdan ibaretti:

– Bugün bizim evlilik yıldönümümüz…
– Hmmm evet, kaçıncı k.akası bugün?
– Üçüncü galiba.
– Diş olabilir gene.

Bu diyaloğun sizi evlilik fikrinden veya çocuklu hayattan soğutmasına izin vermeyiniz. Benim için çok da romantik. Çünkü ne kadar uğraşsam da hangi lafı hangimizin ettiğini hatırlayamıyorum. Monçuk’la benim kadar ilgili ve klasik baba rolünün çok dışında bir adamla birlikte olduğum için çok şanslı hissediyorum kendimi. Bu adam ki, beni geçen cuma S.ez.en Ak.su konserine gönderdi. Uyuyan ve mızıldak Monçuk’la başbaşa kalarak. Bu adam ki, şu anda ben bir kafede çalışırken kendisi evde her an düşen, şaşan, ağlayan, gülen, dışarı çıkmak için ayakkabılarını salonun ortasına getiren oğlumuza öğle yemeğini yedirdi ve uyuttu. Uyandığında ona sarılacak, meyvesini verecek, onunla oyunlar oynayacak. Bu adam ki, eve döndüğümde bana yaptığı yeni şeyleri en ince ayrıntısına kadar anlatacak. Bu sayede Monçuk’un kafasında annesi ve babası eşit rollere sahip olacaklar, bu roller üzerinden kadınların çalışması, erkeklerin bebeklere yemek yedirmesi çok normal birşey olacak onun için. Bu adam sayesinde yetişkin olarak arkadaş olmaktan gurur duyacağım şovenistlikten uzak bir adam yetiştiriyorum. İnşallah. Evet, eş kararı şu dünyadaki en önemli karar. Ve ben harika bir karar verdiğimi düşünüyorum.

Reklamlar
Etiketler

Birlikte

Her evliliğin en önemli sınavı çocuk. Bu sınavı geçebilmek için evliliğin eh işte olması yetmiyor, ciddi sağlam durması lazım. Geçebilmek de lafın gelişi. Bu, süregiden bir sınav, hiç bitmiyor. Hal böyleyken çocuk yaparak evliliğini düzelteceğini sananlara, sorunlar çözülsün diye ikinci çocuk yapanlara aklım ermiyor. Kendi elleriyle tetiği çekip işi bitiriyorlar diye düşünüyorum.

Çocuk büyütmek evliliği sınıyor, tartıyor, ölçüyor, biçiyor, ağzının payını veriyor. Çünkü çocuk yetiştirmek ortak kararlar deryası. Yeri geldiğinde bir sandalyenin nerede duracağı konusunda bile tartışma potansiyeline sahipken insan, bir çocuk yetiştirirken varın siz düşünün hangi karar noktalarında kapışılır? Bir de o kararları alırken uzun uzun tartışacak, konuşacak zamanınız yok artık. Zaman çok kısıtlı ve tatlı tatlı anlatmaktansa ”ehhh, grrrr” diye lafı yapıştırmak daha kestirme. Çocuk evliliğin sınavı, çünkü çocuk çok tatlı. Başbaşa kaldığınız nadir zamanlarda lafa nereden başlarsanız başlayın ucu çocuğunuza çıkıyor. İkiniz de birbirinize olduğunuzdan daha çok ona aşıksınız artık. Taraflardan biri bunu kabullenemezse daha da fena. Çocuk bir sınav, çünkü çocuktan önce etlinize sütlünüze karışmayan büyükleriniz bir anda başınıza toplanıyorlar. İyi ve samimi niyetleri olsa da kalabalıklaşıyor evliliğiniz. Çocuk evliliğin sınavı çünkü kendinizi de unutuyorsunuz bir süre, birbirinizi de. Bebek arabasını iterken el ele tutuşmayı da…

Bu sınavı geçmek mümkün değil. İdare etmenin yolları üzerinde çalışılabilir ancak. Şahsi deneyimim çocuk olduktan sonraki 6 ayın ilişki açısından çok kırılgan olduğu yönünde. O sürede çok kırıp dökmemek lazım.

Altı aydan sonra devreye evliliğin doğası giriyor. Çocuktan önce adam size yardım etmiyorsa, siz de ”ayy ben kocamın geyşasıyım, ayaklarını yıkarım” modunda takılıyorsanız çocuktan sonra şıp diye değişmesini beklemek saçma. Ama artık siz de geyşa meyşa değil resmen yorgunluktan ölen, k.ıçı koltuk minderine mecnun bir insansınız. Dolayısıyla işten gelip televizyon ya da ps3 karşısına konuşlanan adam size batıyor da batıyor. Şanslıysanız klasik Türk aile tedrisatından geçmemiş Erkişi gibi bir kocanız olabilir. Evde arkanızı toparlar, düzenler, makineleri boşaltır, markete gider. Öpün başınıza koyun. Daha fazlasını istiyorsanız da onun yapabileceği ve sizin kontrolünü devredebileceğiniz şeyleri seçin. Monçuk’un gece rutini bende, bunun kontrolünü bırakamıyorum. Ama gece uyanmalarında Erkişi devrede. Artık gece beslenmediği için son derece yaratıcı ninnilerle hızlı bir şekilde müdahale ediyor duruma. Bundan da zevk alıyor, çünkü gün boyu özlüyor oğlunu. Hatta geçen gece ağlama sesine daha uyanmadan (!) fırladı, bir anne edasıyla. Gözlerim yaşardı.

Bu noktada yaptıklarına odaklanmak, teşekkür etmek, çabayı övmek çok önemli. Bir de yardım istediğiniz konuyu açıkça dile getirmeniz gerekiyor. Biz istiyoruz ki onlar anlasın. Yok, devreler öyle kurulmamış. Onun yemeği bitmiş, benimki devam ediyor, bir yandan da Monçuk’a yediriyorum mesela. İstiyorum ki, beyaz atıyla elimden kaşığı alsın, ben yediririm sen kendi işine bak hatun desin. Bu olmayınca alınmamak ve açıkça, tatlı tatlı, çemkirmeden yardım istemek lazım. Gerçekten de söylemeyince akıllarına gelmiyor.

Onun bir numaralı bebeğiniz olduğunu unutmamak lazım. Şefkate, ilgiye ihtiyacı var. Ulan zaten bi çocuğa bakıyorum, o gelsin benim başımı okşasın diye düşünürseniz çok bekleyebilirsiniz. Şefkat, küçümsenmemesi gereken bir ilişki bileşeni.

O gelip başınızı okşadığındaysa ”aaa çamaşır var, çocuk ağlıyor, yemeğin altını kapattım mı dur bi dakkaaaa” diye çemkirmemek lazım. Çemkirince özür dilemeyi bilmek lazım.

Bir başka ilişki bileşeni de hayranlık. Hayran olmadığınız adamla/kadınla yaşamak zor, her halini gördüğünüz adama/kadına hayran kalmak da zor. Kendini gaza getirmemek önemli bu noktada. Bazen beynimde çaçeron bir karı peydah oluyor mesela. Verip veriştirmeye, çetele tutmaya pek müsait. İpleri ona teslim edersem yandım. Onun gazına gelmemeye, hayran olduğum adama odaklanmaya çalışıyorum.

Ortak zamanlar yaratmak ilk yıllarda oldukça güç. Misal biz 7-8 aydır akşam 7’den sonra evden çıkmadık.  Öyle gece sinemaymış, yemekmiş olmuyor, olamıyor. Bu geniş zamanları yaratmak için kasmaya da gerek yok. Onun yerine dar vakitleri değerlendirmek lazım. Beraber Barça-RM maçı izlemek lazım, ufak temaslara zaman ayırmak lazım.

Çocuklu hayatta bir yılı devirmemize az bir zaman kaldı. Bunlar kendi kulağımı çekiştirerek kendime hatırlattıklarım. Başta da söylediğim gibi ben çoooook şanslıyım. Bana ev ve Monçuk işlerinde fazlasıyla yardım eden bir adamla evliyim. Tesadüf değil, ona göre seçtik, aldık herhalde. Ama belki şımardığımdan benim de daha fazlasını istediğim zamanlar oluyor. Böyle zamanlarda yukarıdaki maddeleri hatırlamak iyi oluyor. Boğazıma toplanan yakıcı lafları bir güzel yutuyorum, şükrediyorum.

 

Etiketler