Tag Archives: beslenme

Süüüt

20120918-000728.jpgŞurada bahsetmiştim sütlü planlarımızdan. Geçen haftadan beri sütler dağıtılmaya başlandı. O kadar çoğuz ki, geçen hafta bize sıra gelmemişti. Bu hafta süt güğümümüzü kapımıza kadar getirdiler. Şu fotoğrafa bakar mısınız? Nasıl bir özenle hazırlanmış. Ben de cam kavanoz deyince basit birşey sanmıştım. Oldukça sağlam, taşıması kolay, içindeki tıpalı kapak da kullanışlı. Üzerindeki etikette hangi üreticinin sütünü aldığım belirtilmiş. Yani tüm sütler karıştırılmıyor. Orada, uzakta gerçek bir insan dün bizim için süt sağdı, özenle bu güğüme koydu, üzerine adını yazdı ve bize yolladı. Sizi bilmem ama bu düşünce içimi ısıtıyor.

20120918-000743.jpgGelen süt 5 kg. Bendeki en büyük tencere 3,5-4 kg sıvı alabilir boyutta. Hal böyle olunca şu sayfadan 1 galonluk (3,8 kg) yoğurt tarifini uyguladım. Yoğurt için tarife ne hacet diyebilirsiniz. Ancak ben hala en basit annem kurabiyesi için bile tariflerime bakarım, kafadan hayatta yapamam. Basitçe söylemek gerekirse sütü 90 derece civarına getirip sonra hızlıca 50-55 dereceye soğutuyorsunuz. Bunu tencereyi su dolu lavaboya oturtarak yapıyorsunuz. İhtiyacınız olan tek şey bir termometre bir de onu tencerede tutacak, folyodan yapılma bağ. İnşallah yoğurtlar tutar.
Gelelim kalan süt sorunsalına. Bende 1,5 kilo daha süt var. Onu da 90 dereceye ısıttım ve soğutup buzdolabına kaldırdım. Bu ısıtma işlemi bir tür basit pastörizasyon. Çiğ sütü olduğu gibi kullananlar da var. Ama ben onlardan değilim henüz. Pastörizasyon işlemine karşı değilim. Çiğ süt almamdaki ana neden ineklerini doğal yöntemlerle otlatan, onları hapsetmeyen, dolaşmalarına izin veren, onlara antibiyotiği dayamayan üreticiden süt almak. Neyse… Kısacası sütüm arttı. Şimdi bu süt buzdolabında kaç gün dayanır? Ve de bundan ne yapılır? Aklıma peynir yapmak geldi. Amerika’da yapıyordum. O zamandan kalma renitlerimi buldum. Bozulmadılarsa deneyebilirim. Ama ucunda sütü heba etmek de var. Yoğurttan labne peyniri yapabilirim mayasız. Süt içmeyi sevmiyorum ama soğuyunca bir tadacağım. Bir de sütlü tatlı yapabilirim. Şekersiz, meyveli olabilir veya su muhallebisi gibi birşey. Fikri olan?

Etiketler , , ,

Şeker

Bi zahmet
şurayı bir okuyun. Tabii ki genetik yatkınlık diye birşey var. Yine de şansımızı zorlamaya da gerek yok.

Etiketler , , ,

Tuzak

İnsanın en zor kabullenebildiği hayalkırıklıkları kendisiyle, özellikle bedeniyle ilgili olanlar. Herkes zaman zaman kendisini değersiz hissetse de çoğumuz o ergen güvensizliğini bir yerlerde asılı bırakıp içten içe kendimizi seviyoruz aslında. Tam da bu noktada bedenlerimizin ihanetine uğramak azap verici olmalı. Hızla ve coşkuyla koşarken dalağınıza saplanan o ağrıyı düşünün. Şaşırsanız da, inkar da etseniz geçmez ve size bağırarak ”yavaşla” der. Bu kazığı beklemiyorsunuzdur.

Yakın zamanda Pratik Anne, bloğunda sağlıklı beslenme ve spor yolunda attığı adımları paylaştı. Tüm önerileriyle hemfikirim. Ancak şöyle bir N.ytimes makalesine rastladım ki, dikkatinizi çekiştirmeden edemedim.

Yazı oldukça uzun. Zamanı olmayanlar için işin özü şu: bazen ne yaparsanız yapın, vücudunuz size ihanet edebilir, tuzaklar kurabilir. İş sağlıklı bir ağırlığa ulaşmaya geldiğinde ciddi bir izlek bağımlılığı (oyy path dependence yani) var. Ne yazık ki, bir kere şişmanlarsanız, ne yaparsanız yapın, şişman kalma olasılığınız çok yüksek.

Neden? Bugüne kadar hepimiz ani diyet-spor programlarına karşı vücudun savunmaya geçtiğini, metabolizmanın yavaşladığını duymuşuzdur. İşte bu makalede bu konuda yapılan bir araştırma tartışılıyor. Sonuçlara göre güzel bir beslenme ve spor programına tabi tutulan kişiler program bittikten kısa süre sonra -belli bir devam programı uygulasalar da- verdikleri kiloları tekrar alıyorlar. Bu kişilerde açlığı ve kilo alımını yöneten birçok hormon, kontrol grubuna göre artmış bulunuyor ve bu artış yıllarca aynen devam ediyor. 60-70 kilo vermiş kişilerin metabolizmaları o kadar yavaşlıyor ki, bir insanın 100 kalori harcayarak yaptığı bir aktivitede ancak 80 kalori harcayabiliyorlar. Bu da demek oluyor ki, eriştikleri kiloyu koruyabilmek için bile çok sınırlı beslenme rejimleri uygulayıp (günde 1000 kalori) günde 1,5-2 saat egzersiz yapmaları gerekiyor. Makalede böyle bir çiftin hayatından örnekler veriliyor.

Araştırmalar iki konuda henüz yetersizler: 1) Vücut kaç kilo aldıktan ve ne kadar zamandan sonra bu savunma mekanizmasını geliştiriyor? 2) Çok uzun zamana yayılan yavaş kilo verme programlarında da aynı mekanizma tetikleniyor mu? Bunlar önemli sorular. Büyük ihtimalle 5-10 kilo fazlanız varsa, bunu 1 yıl gibi bir sürede yavaş yavaş verirseniz aynı tepkiyi vermeyecek vücudunuz. Ama eşik nerede araştırılması gerekiyor.

Bedenlerimizle ilgili herşey beni büyülüyor. Bu kadar kırılgan ve komplike bir mekanizmanın çoğunlukla hatasız işlemesi hayret verici. Ama bazen mağara adamı atalarımızdan kalma tuzaklar da kuruyor bedenlerimiz. Bu bilgiyi alıp cebimize koyarsak belki kendi eşiklerimizi geçmemeye gayret ederiz ve de yetiştirmekten sorumlu olduğumuz minik bedenlere güzel beslenme alışkanlıkları kazandırmamızın önemini bir kez daha idrak ederiz.

Etiketler