Eşik

Bu eşiği olabildiğince erteledik, ama sonunda adımımızı attık: Monçuk kreşe başladı. Benim için bu eşiğin anlamı, çocuğun biricik olduğu dünyadan birçoktan biri olduğu dünyaya adım atıp bu gerçekle barışık yaşamayı öğrenmesi. Ve bu tabii ki çok zor bir adım. Bugüne kadar bizim kıymetlimizdi, kurallar olsa da o kurallara tabi olan tek kişiydi, çok iyi bildiği bir çevredeydi. Şimdi ilk kez başkalarıyla, başka çocuklarla birarada olması gereken bir yerde, kimliğinin oluşmasında önemli bir gelişme bu.

Aslında Monçuk 18 aylık olduğundan beri kreş araştırıyorum. Anladım ki, tam kafamdaki gibi bir yer yok (zaten o yüzden ilkokul kuruyoruz, bkz. BBOM). Bu durumda eve yürüme mesafesinde olan ve bahçesi büyük bir yeri seçtik. Bu hafta uyum süreciydi, her gün biraz biraz geçirdiği zamanı arttırdık. Dört gündür oldukça iyiydi, bırakırken pek ağlamıyordu. Ama tabii ben bu tepkisizliğin nedeninin kabullenme olmadığını, sadece henüz yeni bir rutini olduğunu farketmeyişinden kaynaklandığını düşünüyordum. Nitekim evde okuldan pek bahsetmiyordu, bir tek beraber resim yaparak okulu, yemek masasını, sınıfını çizdiğimizde bahsediyordu. İnsan meraktan ölecek gibi oluyor. Onun yanında öğretmenine de neler yaptığını soramıyorum, sanırım bugün bir değerlendirme alırız.

Gelelim bugüne… Bu sabah kreş yoluna dönünce (ki evden yürüyerek 10 dk, arabayla 5dk uzaklıkta) ”ben buraya gitmek istemiyorum” dedi. Neden diye sorunca da ”sevmiyorum” diye kısa ve öz hissiyatını dile getirdi. Okulun önünde, arabada konuştuk biraz. Ağlamaya başladı, başka yere gidecekmişiz. Hah dedim, o gün bugün demek ki. Çocuklar her zaman sınırları bir yokluyorlar, ağlarsam okuldan yırtabilir miyim? Tabii ki prize dokunmamayı öğretmek gibi değil bu. Sevmiyor, çünkü diğer 11 çocuk ve 2 öğretmenle iletişim kurması gerekiyor, belki bazılarına ısınamadı ve en önemlisi bu yeni yerde kendini güvende hissetmiyor. Neyse sakinleştirdim ve içeri girdik. Biraz kucağımda oturdu, sarıldık, öpüştük ve ben gidiyorum, öğle yemeğinden sonra seni alacağım dediğimde yine ağlamaya başladı, hatta fiziksel olarak direndi de. Bense ağlamadan, sakince el sallayıp okuldan çıktım. Kalbim parampinçik oldu. Kendimi yavrusunu uçsun diye yuvadan dışarı iten bir kuş gibi hissettim. Alternatifi düşündüm, şimdi alsam eve gitsem ne olacak? Okul, aklında bu negatif anıyla kalacak. Büyük ihtimalle 6 ay sonra başka bir yere başlatmaya kalksak gene ve daha şiddetli bu noktaya döneceğiz. Çünkü sevmediği aslında bu okul değil, henüz o kadar tanımadı öğretmenlerini ve arkadaşlarını, sevmediği yeni bir yerde yabancı olma hissi.

O hissi biz seviyor muyuz? Şu dünyada en nefret ettiğim şeylerden biri bir konferansın kokteylinde sırıtarak boş sohbet etme zorunluluğu. Yani yeni bir yerde yabancı olmak. Haklı yani çocuk. Ama bu hisle başa çıkmayı öğrenmesi gerekiyor. Hayat, o ”buraya ait değilim” hissiyle dolu. Uzun bir süre devam edebiliyor o his. Hele de daha içine kapalı olanlarımız için. Amaaaa biraz zaman geçince, birkaç arkadaş edinince yavaş yavaş yok oluyor ve de o hisse direnmenin karşılığı bazen yepyeni dostluklar veya güzel bir iş ortamı olabiliyor. Güzel oğlum, seni eşikten itmeye mecburum ve her daim yanındayım, ne zaman istersen kucağımdaki yuvanda dinlenebilirsin.

Reklamlar

5 thoughts on “Eşik

  1. Anonim dedi ki:

    Ben de aynı şekilde düşünüyorum. Her doğum sancılı olur. Oğlumu tam iki yaşındayken yarım gün okula göndermiştim. Yüksek lisans yapıyordum, yurdışında olduğumuz için evimizin fiziki şartları pek iyi sayılmazdı. Kocam 6 ay bakmıştı ve daha fazla bakmak istemiyordu. En iyisi okul olacaktı. Okulun ilk iki günü birer saatti alıştırmak amaçlı, ancak ben derste olduğum için götürememiştim. İlk gün öğretmeni çocukların hepsini sınıfa aldı ve velilerden ciddi bir şekilde okuldan çıkmalarını ve çocuklara görünmemelerini istedi. İçim içimi yemişti, oğlum tüm gücüyle ağlıyordu. Üstelik konuşulan dili bilmiyordu. Bir müddet ağlayıp susmuş, dışarıda oyun saatinden sonra içeri girmemek için baya ağlamış. Bir de yemek vaktinde masaya oturmadan uzakta bekleyip ağlamış. Öğretmeni hep birlikte masaya oturup yemek yeme durumundan ürktüğünü söylemişti. Ancak 3 gün sonra alıştı, kolay alışması için babası yanlız bıraktı. Bahçede oyun saatinde bindiği arabalar için sabahları kalktı. İki hafta sonra kendi kendine ‘hi, how are you, Debbi today?’ diye konuşma denemeleri yapıyordu. Okulda ki bütün öğretmenler ve müdür ‘smiling face’diye seviyorlardı oğlumu. Okulun ilk günü öğretmenine güvenmeseydim o şekilde davranamazdım. Nerdeyse elli yaşında, sosyal mütevazi bir kız yetiştirmiş, çok adaletli, merhametli, kurallara bağlı ve en önemlisi çocuğu birey olarak kabul edip öyle davranan, çocukla fiziksel temas kurabilen bir kadının tecrübesine, disiplinine güvendim. Bu arada bir oğlum nerdeyse 4 yaşında biz nerdeyse 9 aydır Türkiye’deyiz ve bugün öğle arasında ingilizce konuşarak canavarcılık oynadık, bana blue mountain diye uydurduğu bir hikaye anlattı. Yanlışlıkla beni ısırdı ve accident kelimesini babası örnek üzerinden kullandı. Bu kadar ayrıntılı anlatmamın sebebi öğretmen ve okul iyi ise ilk günün etkisi kalmıyor. Tabi belki bana kızgıdır onu bilemem. Daha önceside ve sonrasında onu bakıcılara bıraktım. Umarım Monçuk sevgi dolu bir öğretmen iledir. Degilse de duygularını size ifade eder ve çözüme kavuşur.

  2. bizcokbiliyoruz dedi ki:

    Çok uzun bir yorum yaptım ancak yayınlayamamışım.

  3. tomurcuk dedi ki:

    Yayınladınız :) İlk defa yorum yapınca benim onayım gerekiyor, ondan takılmıştır.

    Dediğiniz çok doğru, güven çok önemli. Teşekkürler paylaşımınız için.

  4. escet dedi ki:

    Ben de oglumu bu hafta krese baslattım, yarım gun. Aslında eylul’e kadar bekleyebilirdim ama abisi de aynı yerde olduğu için alışması daha kolay olur diye düşünmüştüm. Ne yazık ki öyle olmadı. Giderken ağladı, alırken ağladı. Öğretmeni ‘sizi görünce ağlıyor, yoksa ağlamıyordu’ dedi. Ertesi gün gitmek istemiyorum dedi. Ben de kreşten alınca parka götürüyorum, beraber oynuyoruz, zaman geçiriyoruz. Sarılıyoruz. Aynı şeyler aşağı yukarı. İlk haftamız böyle geçti, bakalım pazartesi nasıl olacak. Zor.

  5. tomurcuk dedi ki:

    Kolay gelsin Escetciğim. Zor evet, ama gerçekten lüzumlu bir zor. Ben 1,5 ay verdim, bu sürede alışırsa ne ala, yoksa tekrar gözden geçireceğim. Bizimki de yarım gün gidiyor neyse ki. Okuldan alırken ağlamıyor, ama iki gündür ”okulu çok sevmiyorum” diyor, tabii bu az seviyorum mu demek yoksa hiç sevmiyorum mu demek bilemiyoruz. Bir yandan da duygularını ifade etmeleri iyi. İnşallah alışırlar ve güzel vakit geçirirler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: