Dışarıda

Yeni bir beslenme şekline geçtiğimi anlatmıştım. Adına K.aratay, Ta.ş Devri ne derseniz deyin, ben karbonhidrat fakiri beslenme diyorum. Adı geçen diyetlerdeki kadar katı değilim, ama günlük beslenmemden şekerli, ambalajlı gıdaları, meyve sularını, ekmek, hamurişi, pilav, makarna ve patatesi yavaş yavaş çıkarıyorum. Hiç yemiyor değilim. Ama pilav yiyeceğime bulgur, püre yiyeceğime patates salatası yiyorum. Et ve sebze yemeklerinde, yoğurt-peynir gibi süt ürünlerinde porsiyon sınırlaması yapmadığım için çok rahat doyuyorum ve adı geçen yiyecekleri pek aramıyorum. Ancak tatiller, bayramlar, misafirlikler ve her türlü dışarı çıkma önceden planlanmazsa sorun yaratabiliyor. Bakınız bunlar benim çözümlerim:

1. Dışarıda etli ekmek, lahmacun yiyebiliyorum. Bunların ekmeği çok ince, yanında ayranla oldukça doyurucu oluyor. Hatta ilk başta 2 tane alırken, bilinçli ve yavaş yediğimde bir taneyle doyduğumu ve ikincinin sadece gözümü doyurmak için orada olduğunu keşfettim.

2. M.y fi.sh diye bir zincir var, görmüşsünüzdür. Bence balıkları çok pahalı. Balığa o kadar para vereceksem adam gibi restoranda yerim diye düşünüyorum. Ancak bu zincirin balık çorbası ve açık büfe salatası oldukça doyurucu ve lezzetli.

3. Ka.yseri S.ofrası türü yerlerden yine açık büfeden zeytinyağlılar yenebilir. Tabii ben mantı görünce duramam diyorsanız o ayrı.

4. Her türlü et yemeği pidesiz yenebilir. Eğer ekmeksiz, pilavsız et yemeği, kebap yiyemem derseniz biraz lavaş çözüm olabilir.

5. Canınız deli gibi burger çekerse menü almayıp sadece sandviçi alabilirsiniz. Ben iki dilimden üsttekini ekarte etmeyi düşünüyorum. Ama daha hiç böyle aşırı bir istek duymadım.

6. Misafirlikte yeni beslenme biçiminizi anlatmaya çalışmak zor olabilir. Böyle durumlarda ben insanlarda bir kendini suçlu hissetme hali seziyorum. Yani onlar börek, pasta yerken siz yemeyince ve bunu da sağlıklı yaşamak isteğinizle açıklayınca size oyun bozan muamelesi yapıyorlar. Tartışma çıkarmaya gerek yok. Yemeklerde illaki etli bir yemek olur. Yanına az pilav konmasını isteyebilirsiniz şişkinlik gerekçesiyle. Ya da etin yanına salata ve zeytinyağlı alırsanız tabakta yer kalmayabilir. Zaten kimse ekmek yiyip yemediğinizi kontrol etmez (babam hariç).

7. İş tatlılara ve çikolataya gelince durum daha zor. Benim yeni çözümüm şöyle: ikram edilen çikolatalardan gün içinde yalnız bir tane ve bitter olanını yiyorum. Yavaş yiyip, eskilerin dediği gibi ağzınızda kırk kere çevirirseniz çikolata tadına tamamen doyuyorsunuz. Tatlı konusunda güllaç gibi sevdiğim sütlü tatlılardan günde bir küçük porsiyon yiyorum. Onu da sabah saatlerine denk getirmeye çalışıyorum. Baklava tipi şerbetli tatlılardan mümkünse yemiyorum. Bunları yediğim günler daha fazla hareket etmeye çalışıyorum ve ayrıca meyve tüketmiyorum.
8. Aynı hamilelikteki gibi yanımda ceviz, fındık, gün kurusu taşıyorum. Genelde şekersiz hayata geçtiğimden beri ”içim ezildi” diye anlattığımız insülin dalgalanmaları yaşamıyorum, ama yaşarsam bunlar kurtarıcı oluyor.

9. En önemlisi yemediğim şeylere değil, yediğim şeylere odaklanıyorum. Bunlar oldukça fazla ve porsiyon kısıtlaması olmadığı için kendimi diyette gibi hissetmiyorum.

Bu beslenme tarzına geçtiğimden beri iki kilo verdim, ama asıl amacım kilo vermekten çok kalıcı bir değişiklik yapmak, bize dayatılan beslenme şekline direnmek ve kendimi iyi hissetmekti. Gerçekten de kendimi zinde hissediyorum. Uykularım daha iyi ve boşaltım sistemim (iğrencim biliyorum) saat gibi çalışıyor.

 

Reklamlar
Etiketler , ,

8 thoughts on “Dışarıda

  1. escet dedi ki:

    Yiyecegi agzinda kirk kere cevirirsen onun tadi mi kalir?? -cikolata dahi olsa- Ote yandan yaziyi okuyunca, her gun gezmelere gidiyormussun gibi olmus: “cikolata ikramlari, yemek davetleri, disarida yemekler, gezerken dolasirken yanina kuru yemis almalar,…” :) Bana en son kim cikolata ikram etti hatirlamiyorum, kendi cikolatami hep kendim aliyorum -sniff-

  2. tomurcuk dedi ki:

    Hehe. Bu yazıyı bayramdan hemen sonra yazdım. Söz konusu ikramlar bayram dolayısıyla yani. Yoksa nerede bizde o sosyal hayat.

  3. sevgi içtemer dedi ki:

    Süper.
    Sağlıklı olma bilinci içindesiniz.Biz yani ben ve eşim emekli olduğumuzdan bu yana sağlıklı beslenmeye çalışıyoruz.Birbirimizi uyarıyoruz.Karatay Hocanın sözleri bize de çok etki etti.Türkler ekmek efesi derler ya gerçekten öyleymiş.Hele hele beyaz ekmek.Avuç avuç şeker yemekle eş değermiş.
    Önce tam tahıla geçtik.Şimdilerde de ekmek çok az yiyoruz.
    Daha Sağlıklıyız.daha Hafifiz.Daha huzurluyuz.
    teşekkürler yazılarınız için.zevkle okuyorum.

  4. evren dedi ki:

    Ilk hamileligimde toplam 11 kilo almistim, ikincisinde ilk 20 haftada 11 kilo alinca n’oluyo ya demeye kalmadan, seker testi sonuclari acikladi aci gercegi. Sonra dikkat ettim, seninle cok benzer seyler yaptim, yuruyus yaptim, vs. ve 20-36 hafta arasinda sadece 2 kilo aldim. Ayrica dedigin gibi kendimi daha enerjik ve saglikli hissettim; ta ki gecen hafta havaya girip ekmekleri pizzalari, dondurmalari cikolatalari goturunceye kadar. Bir anda enerjim dustu, terlemeler basladi, bir gun 9’da baygin dusup yatinca, dedim boyle olmuyor, yine karbonhidratlari birakip cevizleri aldim elime :) Sabah kahvaltisinda ekmek yerine ceviz yiyince (tabii yaninda yumurta, peynir ve zeytinle) hem kendimi daha iyi hissediyorum hem de daha gec acikiyorum. Sonrasinda da et/yogurt/salata iyi bir uclu oluyor. Bir de bazen et yerine baklagillerden haslayip buzluga atiyorum, salatanin icerisinde hem lezzetli, hem de doyurucu oluyor.

    Buradaki doktorum meyve gibi sekerli besinleri mutlaka proteinle tuket demisti, sadece elma degil, peanut butter & elma, ya da peanut butter sandwich gibi. Meyve yiyecegim zaman findik-fistik-badem vs. ile yiyorum.

    Bir de glisemik index olayi var dikkat etmeye calistigim. Mesela spagettinin GI’i seftaliden, bezelyeden daha dusuk (http://www.herbalvitality.info/aw/glycemic_index.htm). Tabii porsiyonlari abartmamak lazim. 1 kucuk kap makarna yiyorum bazen.

    Guzelim sutlu tatlilar ve manti burada yok neyse ki ama ben de hamburger, bira ve patates kizartmasi olayina dayanamiyorum, burgerin dedigin gibi ust ekmegini cikariyorum da, patateslerle birayi ne yapacagim onu bilemiyorum:( 2 haftada bir cok mu oluyor acep?

  5. Sevgistanbul dedi ki:

    Ben de hayat tarzı haline gelsin diye şekeri azaltsam,ekmekle de mesafe koysam arama diyorum ama bu kararı her aldığımda daha fazla geliyor aklıma ve tam tersi bir sonuç çıkıyor ortaya.Aslında yemediklerinden çok yediklerine odaklanmak iyi fikir.Özellikle halsizlik ve moralsizlikte çok etkisi var şekerin aslında.Denemeye değer…

  6. tomurcuk dedi ki:

    Evren, bence o kadarı da olsun. Mahrumiyet hissetmemek lazım. Zaten arada yendiğinde vücut onu tolere edebiliyor. Sorun sürekli şekerimizi yükseltecek şekilde beslendiğimizde çıkıyor.

    Ayy çok az kaldı gelmesine değil mi! Çok heyecanlı. (Evet bir Japon manga karakteri olarak zıplıyorum şu anda.)

  7. tomurcuk dedi ki:

    Sevgistanbulcuum, aslında şöyle bir taktik işe yarıyor: şimdi istediğim kadar zeytinyağlı fasulye yiyeceğim, doymazsam pilav da var diyorum. Fasulyeyi ekmeksiz yediğin için zaten kapasiten belli. Yine de böyle sınırsız yeme fikri olunca insan rahatlıyor. Sonra doygunluk hissi geliyor ve pilavı unutuyorsun. Ama tabii evde o fasulyenin hazır olması lazım. O olmazsa en yakın hazır yiyeceğe uzanır insan.

  8. tomurcuk dedi ki:

    Bu işte iki kişi olmak çok güzel. Ne yazık ki, benim adam bir etobur ve börekobur. Yine de etkilemeye çalışıyorum. Teşekkürler güzel sözleriniz için.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: