Kokoş

Kız çocukları ikiye ayrılır: annesi kokoş olanlar ve olmayanlar. Burada kokoştan kastım “dış görünüşüne ve bakımına accayip özen gösteren”dir, yanlış anlaşılmasın. Annesi kokoş olanlar nasıl bir çocukluk geçirirler bilemiyorum. Belki dış görünüşleriyle ilgilenmeye herkesten evvel başlarlar, belki anneleri onlara yol yordam gösterdiği için mutludurlar veya belki annelerinin güzelliği ve bakımlılığıyla ezilirler. Bilemiyorum. Benim annem kokoş olmayan kategorisindeydi. Bir yere gitmeyecekse saçlarını yaptırmazdı, hiç cilt bakımı yaptırmadı, bildiğim kadarıyla tek bir ruju var ve onu da ben aldım. Temiz ve güzeldir annem, ama anne gibi güzeldir. Bu durumun bendeki tezahürü giderek artan bir kokoşluk oldu. Herhalde beni tanıyanlar kokoş sıfatını benim için kullanmazlar. Çoğunlukla makyajsız veya az makyajlıyımdır günlük hayatta. Bilmezler ki, çekmecelerimden makyaj malzemeleri, bakım ürünleri fışkırıyor. Çoğu zaman uğraşmaya üşeniyorum, ama aslında seviyorum bakımlı olmayı. Bir de tabii para meselesi. Hayatta iki şeyin ucuzundan özellikle kaçmak gerek: bakım malzemesi ve ayakkabı. Bu aralar paracıklar bebek bezine gidiyor (o konuda da çalışmalarım var, anlatırım). Dolayısıyla istediğim sıklıkta bakım makım yaptıramıyorum. Ama takip ediyorum yenilikleri.

Kokoşluğun ilk adımı da saç tabii ki. Saç güzel değilse, ne giysen ne yapsan yakışmıyor. Hamilelikte saçlarımı boyatmadım ve uzattım. Hormonlar sayesinde süper sağlıklı saçlarım oldu. Ancak doğumdan sonraki üçüncü ay biterken hormonlar da azalmaya başladı ve normal olarak 12 ay dökülmeyenler dökülmeye başladı. Dahası saçlarıma şekil verecek vaktim hiç kalmadı. Benim saç şahsına münhasırdır biraz. Özen göstermezsen kabarır, iğrenç bir hal alır. Ya dalga verip açık bırakacaksın, ya da şekillendirici ile kurutacaksın (bkz. Budur). Açık bırakamıyorum artık. Monçuk sağolsun yoluyor saçlarımı. Bütün gün salak sulak bağladığım uzun saçlar da paspal bir görüntü oluşturuyor-DU. Çünkü kokoşluğum tuttu ve Brezilya fönü çektirdim. Saça keratin yüklemesi yapılarak saçın 4-6 ay gibi bir süre düzleştirilmesine bu ad veriliyor. Ne alakaysa? İşlem üç gün sürüyor. Üç gün süt sağarak ve Erkişi’ye dua ederek kuaföre gittim. İlk gün işiniz daha uzun, ikinci ve üçüncü günler 30-40 dakikada bitiyor işiniz. O üç gün saçı yıkamıyorsunuz ve bağlamıyorsunuz. Bu işlemde formalhedit kullananlar da var, bende sadece keratin kullanıldı. Keratinli saça fön çekilirken zararlı bir duman oluşuyor, maske takmak ve yazsa fönün açık havada çekilmesi önemli. Üç günün sonunda saçlarım yumuşacık oldu. Düzleşme konusundaysa zaten beklentim çok yüksek değildi. Pırasa gibi olmuyor, ama kesinlikle verdiğim paraya değdi. Kabarmayan, dolaşmayan, yıka ve çık bir saçım oldu. Memnun kaldım. Eğer gerçekten 5-6 ay sürerse bu hal, kesinlikle tekrar yaptırırım.

Kokoşluk koridorlarında gezinirken ben araştırmış, bulamamıştım bu Brezilya fönü meselesini. Alın size kobay oldum ahali. Afiyet, balşeker olsun.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: