Şu anda blog yazıyor olmam son derece manasız. İki gecedir uyuyamadığımız ve Monçuk’un şu anda sabah uykusununda olduğu hesaba katılacak olursa benim aşağıdakilerden herhangi birini yapıyor olmam gerekirdi: tuvalete gitmek, saçımı taramak, kestirmek, yemek yapmak, spor yapmak, boş boş oturup tavana bakmak. Oysa ben oturmuş yazıyorum. Manasız.
Geçen ay Monçuk’un göreceli mızırdak günlerini diş çıkışına atfetmiştim saf saf. Beklenen diş yükseldi, yükseldi ve indi. Evet, indi. Olurmuş böyle. Sonra tam 31 Aralık günü öğle uykusundan sonra yerde oynarken birden kuyruğuna basılmış gibi ağlamaya başladı adam. Amanın yere göğe sığdıramadık. Gerçekten sağlıklı çocuğa bakmak iş değilmiş. Gelip bir de buradan yakmak lazımmış. Acıyla ağlamasına çare olarak dişetlerini karbonatlı suyla ovduk, slingde gezdirdik, şarkılar söyledik. Yavrum, ağlarken bize ayıp olmasın diye gülümsemeye çalışıyordu. Gece yatarken şurup verdik. Tabii bol bol uyandı. Dün gündüz biraz daha iyiydi. Gece ise berbattı. Her saatbaşı uyandık. Biliyorum bazı aileler için gece uyanmaları çok rutin, ne olur yakınmam karşısında ağzımın ortasına bi tane çarpmayınız. Neyse sabahı ettik. O minik dili zaptedip görebildiğim kadarıyla inen değil, başka bir diş yarmış veya yarmak üzere. Kan oturmuş çevresine. Artık beddua edeceklerime çocuğunuz diş çıkarsın inşallah diyeceğim. Ne var iyi bişey özünde.
Bu arada televizyonda Mele.k B.aykal Oprahcılık oynuyor. Allahım bize de tez zamanda bir Oprah bir Martha nasip et, milletimizi on-parmağında-on-marifet teyzelerden esirgeme, amin.
Derken… Monçuk uyandı. Bu yazıya başlamamın üzerinden 1,5 gün geçti. Nerede kalmıştık evet, diş mevzusu. Tracy teyze bunların 3 günlük işkenceler halinde geldiğini söylemiş. 3 gün öncesi, 3 gün cehennem ve 3 gün artçı şoklar. Sanırım biz son 3 güne geçtik. Çok şükür. Geriye kaldı 19 diş çarpı 9 gün.
Geçen yazıda bağlantı verdiğim çiftlikten ilk siparişimi verdim. Aslında söz konusu olan ülkemizin ilk toplum destekli üretim örneğiymiş. Pınar Hanım hakkında internette bilgi var zaten. Ama benim hoşuma giden sayesinde iki köyün kadınlarının çalışıyor, oluşu, hem de sigortalı. Gelelim ilk koliye. Pazar sipariş verdim, Pazartesi derlendi, yollandı, bugün elime geçti. Hemen pazıyı ve köy makarnasını pişirdim. Süper olmuşlardı. Fotoğraf çekemedim, kutuyu parçalar gibi açtım. Yarın da yer elmasını pişirmek istiyorum. Sonra tatlı patatesi, sonra ıspanağı, sonra tarhanayı. Yemek için yaşadığımı söylemiş miydim?
Şimdi temizlik malzemelerine takıldım. Çooook kimyasallar. Ucuz alternatifler araştıracağım. Bunların hepsi Monçuk’a iyi örnek olmak, onunla iyi ve temiz yaşamak için (adına değil için). Eskiden çocuklarına ”annem, anneciğim” diye seslenen hatunlara gıcık olurdum. Şimdi farkediyorum ki, benim onun annesi olduğum kadar o da benim annem. Bir dolu şey öğretiyor bana. Off saçma mı oldu. Olabilir, uykusuzum ben. Böyle ama hissiyatım.
karbonat, sirke, castille soap (bilemedim Turkcesi’ni), borax falan kullanarak yapilan sivi temizleyiciler, deterjanlar falan var. tarifleri de internette olacakti…
hic fena degiller. fakat camasir deterjanlari sanirim cok fazla renk aciyorlar, renklilerde cok kullanmamak lazim.
sevgiler.
:) Evet ben de “annecim”e kil olurdum ama bir sekilde icine dustum. Cesitli teoriler okudum sonradan konuyla ilgili ama en sicak seninkisi geldi :)
Disler icin kolay gelsin! Bilince daha az sancili geciyor. En azindan durum bu diye kabulleniyor insan. Biz son diste homeopatik bir ilac denemistik ama ise yaradi mi bilmiyorum.
Ciftlik olayi cok guzel duyuluyor. Yalniz Turkiye’de tatli patates var miydi? Bilmedigim icin soruyorum. GDO muhabbetlerinden sonra iyice paranoyak oldum.
Temizlik icin beyaz sirke oneriyorlar. Ben de kutuphanenin cocuk bolumunde calisirken denemistim. Cocuk odasindaki agiza goturulebilecek oyuncaklari sirkeli suyla silip yikiyorduk. Kokusu temizlik esnasinda agir oluyor ama cabucak ucuyor. Evde de BabyGanics kullaniyorum bizim yavrunun temas ettigi yerler icin. Bir de gecen gun su linkteki (http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/2012/01/gun-24-saat-yetmiyor-mu-zaman-planlamas.html) buharli temizlik olayini gordum ve Turkiye’ye donunce denemeye karar verdim cunku sanirim Turkiye’de alternatif urunler icin epey para dokmek gerekiyor.
Neyse kolay gelsin size. Tez zamanda uykularınıza kavuşursunuz umarım :)
nurturia da yeni bir grup acilmis dogal maddelerle temizlikle ilgili, ben de dun kesfettim (link veremiyorum isyerinin bilgisayari izin vermiyor). Oradan bakabilirsin. Ha bir de sabun agaci var, onun da sitesi vardi (of hic yardimci olamiyorum!).
uyku durumu bizde de ayni. dis kaynakli oldugunu da sanmiyorum. gece bu sekilde uyanan iki veledi ayni odaya koysak ne olur acaba?
http://www.nurturia.com.tr/groups/thread/5da1134b-cc8e-4898-928f-9fca00990d08/1/bulasik-makinasi-derterjanimi-evde-kendim-yaptim
deneyecegim..
Teşekkürler bilgi için. Borax mesela burada bulunur mu? Böyle zamanlarda Amerika’yı özlüyorum.
Tatlı patates yok hayır. Ben de keşke olsa derdim. Kabak tatlısı yerine yerdim oradayken. Pınar Hanım tohumu Peru’dan almış, getirmiş, dikmiş ve her yeri sarmış. Üstelik içi beyaz bir tatlı patates bu. Burada da yerel tohum bulmaları çok kolay olmuş. Köylülerde varmış, saklamışlar. Ama ekmiyorlar, rekolte az diye. Kırmızı pirinç tohumu bulmuş mesela. Aynı kırmızı pirinç Hitit yerleşimlerinde de bulunmuş. Ahh ah.
Beyaz sirke elma sirkesi değil mi?
Buharlı temizlik çözüm olabilir. Evet, burada alternatif ürünler pahalı ama daha da önemlisi markette yoklar.
Bakayım bakayım. Çok teşekkürler.
Birbirlerine ninni söyleseler… Size de kolay gelsin valla.
Aaa süüper. Boraks da baharatçıda varmış demek. Ben de deneyeyim. Bununla çamaşır deterjanı da yapılıyor. Özellikle bebekler için öneriliyor.
Boraks eczanelerde de bulunabilir. Ben gecen yil bir eczaneden almistim. Altin tartisi gibi bir tartiyla tartip veriyorlar. 20 kere “ne yapacaksiniz bununla?” diye sormustu adam. :)
Aksiyon dergisinden kucuk tarifler:
http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/haber-12900-34-temizler-parlatir-hasta-eder.html
Ayrica epey bir suredir bulasik makinasinda parlatici yerine elma sirkesi kullaniyorum, sonuclar gayet guzel. Bazen calistirmadan evvel yarim cay bardagi kadar bulasiklarin uzerine serpip kapatiyorum. Bazen de parlatici gozune koyuyorum. Her iki halde de ise yariyor.