Hasta-hane
Haziran 16 , 2009
Sanal bilgi bankasına benim de bi katkım olsun diye PCOS teşhis ve tedavi sürecini yazayım dedim. Efenim ben bi devlet hastanesi bakiresiydim, bugüne kadar. Şöyle ki, küçüklüğümüzde evrak işlerine anne-babamız koştururdu, bize sırf hasta olmak kalırdı. Sonra üniversitede güzide bi Sağlık Merkezimiz vardı. Ben delice bi merakla gidip her aklıma takılanı sorduğumu hatırlıyorum. Sıra vardı ama genelde üç-beş kişiden oluşan minik ve sevimli bi sıra. Doktora yıllarımda da gene okulun sağlık merkezine gidiyorduk, sıra mıra hak getire (Amerikan hastanesi görürseniz kaçın derim ama). Çok şükür önemli bir problemim de olmayınca bu yaşa kadar devlet hastanelerinde pek vakit geçirmeden gelmeyi başardım.
PCOS namzeti bi insan olduğumu öğrenince doktor hanım hastaneye gelmemi istedi testler için. Cebime sağlık karnemi koyup 12 saatlik açlıkla yola çıktım bu sabah. Öncelikle hastaneye gidecek benim gibi acemilere tavsiyem şu belgeler yanlarında olsun: Sağlık karnesi, nüfus cüzdanı ve her ikisinin kopyaları. Buna ek olarak yanınıza mp3 çalar, kitap alın, varsa sinirlerinizi evde bırakın. Bol miktarda ıslak mendil ve etek de (alaturka tuvalet açısından) işe yarar şeyler. Gideceğiniz hastaneye varınca anlıyorsunuz ki, tabelalar bi salak tarafından yapılmış. Bi tane eşşek kadar danışma kurmayı becerememişler. Genelde her önünüze gelene sorup İlk Kayıt bankosunu buluyorsunuz. Bankalardaki gibi sıra numarası alıp paşa paşa bekliyorsunuz. Cık, öyle kolay değil. Bi kere sıra numarası alırken ne için geldiğinizi biliyor olmanız lazım, aksi takdirde benim gibi kan testi sonuçlarınızı bi gün beklersiniz. Genelde numarayla da olsa halkımız bu düzeni anlamamakta direnip, gidip bankonun dibinde beklemeyi seçiyor. Bazı teyzelerse anlamazlığa vurup ”Ne, hı, ne numarası? Ay benin şuram ağrıyor evladımmm” demeyi, biraz ilerideki bekleme koltuklarını görmemeyi yeğliyorlar. Bi de tam tersi panter ablalar var, bunlar göreceli iyi giyimli, eğitimli, sürekli şikayetçi ve azar tonunda konuşan insanlar. Onlar tantana çıkarmışken daha çok vakit kaybediliyor. Durum şu: Sıra numarası 167, banko önündeki teyzelerin kağıtlarındaki seçki 210-240 arası. Enteresan bi memleketiz.
Bu aşama geçilince size minicik bi yapıştırma veriyorlar, kaydınız bu. Oradan içeri seğirtince güzel bişey oluyor, erkeksiz kalıyoruz. Evet, erkekleri almıyorlar doktor odası önlerine. Ohh, süper. Bundan sonrası hoşuma gitmeyen, ama yapmak zorunda olduğum birşey. Doktorun kapısının önünde sıra mıra yok, devasa bi kadın yığını var. En son kim geldi deyince bi ağız kalabalığı başlıyor. Kimse bilmiyor sırasını. Tamam, budur işte kabuslarımdaki ve Olacak O Kadar’daki hastane mizanseni. Muayene değil de test için beklediğimden doktoru arıyorum, bana bekle diyor, şimdi alacağım seni. Nasıl alacak derken, sekreter kız çıkıp bi-iki hatunun adıyla beraber benim adımı söylüyor. Odaya girince doktor hanım, ”Acayip küfür yediniz, ama en çok ben yedim” diyor. O zaman anladım, neden muayenehanesi olan doktorların önce muayenehanesine gidilmesi gerektiğini. Aksi taktirde o gün kan aldırmam imkansız olacaktı. Belki de şu Tam Gün yasası bu yüzden iyi olur.
Doktorum çok tatlı bir kadın, ve de matrak. Kendisiyle dalga geçip duruyor, sistemden memnun değil, ”Parçalayacaklar dışarı çıksam beni” diyor, ama yapılacak da bişey yok. Gerekli testleri yazıp beni hemen laboratuar’a gönderdi. 5-6 tüp kan alındı. Oradan ultrason için tarih almaya başka bir binaya, başka bir numaretöre ve kuyruğa. Hastaneden çıktığımda saat 11 olmuştu ve ben hala açtım. Şikayetçi olmaya pek hakkım yok, hem dert de bir yerde bi nimet… Allah düşürmesin ve oradakilerin hepsine sabır versin.
Entry Filed under: PCOS. .
6 Comments Add your own
Leave a Comment
Some HTML allowed:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>
Trackback this post | Subscribe to the comments via RSS Feed

1.
annevebebisi | Haziran 16 , 2009 at 4:22 pm
Cok gecmis olsun. Hem PCOS, hem hastane sirasi icin :) Allah hem doktorlari, hastaneleri eksik etmesin, hem de bizi onlara muhtac etmesin :)
Uzun domates fidesi cherry tomato :) Su an 4 farkli domates turu var, her birinin fidesi birbirinden farkli. Ben hepsi ayni oluyor saniyordum :D
Ve evet, bana rahatca ismimle hitap edebilirsin :)
2.
tomurcuk | Haziran 17 , 2009 at 7:02 am
Çok teşekkürler Esra. Demek onlar cherry domates, ilk defa bu cinsi gördüm. Ben de kayınvalidemi kandırıp onun bahçesine ektim, ama domateslerime Amerika’dakinde görmediğim minik meyve sinekleri geldi. Türkiye’de organik ilaç bulmam da zor, mecburen normal ilaç yapacağım.
3.
Ayse Sule | Haziran 21 , 2009 at 3:43 am
Daha ne istiyorsunuz?! O sinekler mahsulun organik oldugunun en buyuk delili; gonul rahatligiyla ve de afiyetle yiyin:) Mahsulune sinek bile konmayan Amerikalilar tasalansin asil:)
4.
tomurcuk | Haziran 21 , 2009 at 10:22 am
Haklısınız tabii. Yapraklara zarar vermeseler hiç umurumda olmaz. Ama böyle facia bir kabak haşeresi deyeyimim oldu. Yaprakları yemekle kalmadılar en sonunda kabuslarımdaki gibi çoğalıp toptan yokettiler bitkiceğizi.
Off Amerika’da yediğim o kalın kabuklu, sıfır tatlı domatesleri hatırlıyorum da… Acıyorum kendime.
5.
Perihan | Haziran 22 , 2009 at 8:32 am
Ben de PCOS’lu bir anne aday adayıyım, öğrendiklerimi yazayım, belki ucundan kıyısından bir faydam olur. Geçen hafta yeni bir doktor buldum, 9 tane test yazdı, ben içinde hormon testi de var sanıyordum, en son 3 yıl önce yaptırmıştım çünkü, kesin yeniden yaptırılacak diye geçiriyordum içimden, hepsi hamileliğe hazırlıkla ilgiliymiş. Hormon testin zaten var, bu senin genetiğin, ilaç kullandığın müddetçe semptomların azalacak o kadar dedi, kurtulmak gibi bir seçeneğimiz yokmuş. Diyetisyene yönlendirdi, orada da insülin direnci testi istendi. Diyetisyen ve jinekolog birlikte hareket ediyorlar. Doğum kontrol hapı kullanıyordum tedavi olarak, bebek için bıraktım ve o sevmediğim ilacın ne kadar işe yaradığını farkettim. PCOS yüzünden şikayetçi olduğum herşey geri dönüyor. Bir sonraki randevumda doğum kontrol ilacı olmaksızın bu sivilcelerden kurtulup kurtulamayacağımı soracağım doktora.
6.
tomurcuk | Haziran 22 , 2009 at 8:43 am
Geçmiş olsun diyeceğim ama geçmiyor işte. Gene de moralinizi yüksek tutun, bakın testleriniz olmuş, doktor kontrolündesiniz. Benim bu hafta ultrasonum var, en son teşhiş orada olacak. Yani kaç tane kistleşmiş yumurta var ve hangi evrede meselesi. Hamilelik için metmorfin ve klomid diye yumurtlamayı arttıran, şeker direncini düşüren ilaçlar kullanılıyor. Bunların yanı sıra normal, ilaçsız hamile kalan da var. Hamilelik haricindeyse haklısınız semptomları kontrol altına almanın tek yolu doğum kontrol hapı. Sivilcelerden o hap olmadan kurtulmak da korkarım mümkün değil. Ben 3 ay kadar Orthocyclen Low kullanmıştım, kilo aldırmadı ve tüm problemleri çözdü. İnşallah Allah size hayırlı bi evlat verir tez zamanda, çook var PCOSlu anne, sakın moralinizi bozmayın.