Archive for Ağustos, 2008

Canlı Canlı

Bildiriyorum bu seneki APSA’dan, yani Amerikan Siyaset Bilimi Kurumu/Derneği. Bu seneki konferans Boston’da. Bu vesileyle New England’ın ne kadar yeşil olduğunu ve zengin waspların su kenarına konuşlanıp tekne barındırdıklarını öğrenmiş bulunuyorum, servet düşmanı mıyım neyim! Dün Chicago’dan yola çıkarken halimiz pek komikti koca uçağın yüzde sekseni siyaset bilimciydi. Bi an şöyle ayağa kalkıp bi bağırsam dedim: Help, help, we need a political scientist! Dün gece bi hostelde kaldım, acımayınız hostel deyip de geçmeyiniz, son derece mantıklı bi seçim olduğunu anladım. Hosteller ve Batı medeniyeti ayrı bi yazı konusu. Bu geceden itibaren göl manzaralı güzel bi otele geçicez burs bulmuş arkadaşımla. Bi yanım amaaan boşver panelleri, dolaş Boston’u tekne gezisi yapalım diyo. Herhalde sırf bana da demiyoo çünkü tuhaf bi biçimde bu sene herkes gayrıresmi takılmış… Açık renk takımlar hatta bayanlarda elbiseler. Açılım var resmen. Bakalım bi denge tutturmaya çalışıcaz. Dün Newbury caddesini yürüdüm, biraz da ucundan Boston Commons denen parklarına baktım. Yine yeni yeniden etraf Türk kaynıyordu. Onlardan da bahsedicem, özellikle kimse anlamaz diye küfürbaz küfürbaz konuşan iki zıbığa giydirmeyi düşünüyorum. Tuhaf ama başka dilde küfür bana dokunmuyor hatta yerine göre sevimli geliyor, ama anadilimde olunca midem kalkıyor. Neyse günlerdir süren 2 saat uyu ritüelim sonucu ağzım pardon parmaklarım boşaldı daldan dala atlıyorum. Canlı canlı bildirmek de kolay değilmiş demek ki. Bi de tabii şimdi size Helen Milner geldi, Quan Li’yle selamlaştılar falan desem ne manası var. Off of akademik selebriti onlar. Beni izlemeye devam edin anacıım.

Add comment Ağustos 28 , 2008

Güzel

Gelecek hafta Boston’dan canlı bildiricem, yalnız şu an tabii ki her konferans-öncesi-doktora öğrencisi gibi panik halindeyim. Ciddi ciddi panelde milletin önüne çıkıp X-Files komplo teorilerini anlatmayı, 22.12.2012′de uzaylıların dünyayı işgal edeceğini (resistance is futile!) veya dünya ekseninde kayma görüleceğini anlatmak istiyorum. Merak ediyorum insanların tepkisini. Acaba kalkıp ne diyosun hiişşşşş diyecek babayürek çıkar mı, yoksa beni de onlarca daha sıkıcı ve anlamsız sunuşu dinledikleri gibi kafa sallayarak dinlerler mi? Gelecek cuma anlatırım artık tepkilerini. O arada siz şu siteye bakıverin: http://www.squarespace.com/examples/ Kendisi paralı bi blog/websitesi yapma alanı. Ve fakat örneklere bakıyorum da, her biri lolipop şekeri kıvamında. İnsanlar ilginç olduklarını kanıtlamak için amma zahmete giriyorlar. Ayda 14 doları bulayım ben de aynını yapıcam :)

1 comment Ağustos 23 , 2008

Danış-man

Bu dönem -kıyak mı kazık mı karar veremedim- ders vermek yerine lisans öğrencilerine danışmanlık yapma işi verildi bana. Aslında ofisim olması olasılığı ve kayıt dönemi hariç yoğunluğun düşeceğinden ümitli olmam sebebiyle güzel karşılamıştım bu görevi. Yine de şükrediyorum, her ne kadar öğretmenliği sevsem de ders vermek insanın tüm vaktini alıyor. Ancak bu ders alıp verme işleri o kadar karışık ki, umarım kimsenin okul hayatını mahvetmem.Bu vesileyle kuralları gözden geçirirken bi kere daha anladım ki, Amerika’da lisans yolunu bilen için çok kolay. Örneğin daha ilk yılınız başlamadan bi dolu sınava girip neredeyse 5-6 dersten muafiyet kazanabiliyorsunuz. Bunun yanı sıra Community College denen bizde tam karşılığı olmayan (iki yıllıkların dört yıllığı, teknik üniversite ya da meslek üniversitesi gibi) yüksek öğrenim kurumlarından aldığınız dersler de sayılıyor. Tabii bizden kötü yanları da mevcut. En geç beş yılda mezun olmanız gerekiyor, fazladan ders alırsanız ücret artıyor. Bi de alan değiştirmek o kadar kolay değilmiş. Mesela mühendisliğe transfer hemen hemen hiç mümkün değil. Başka bi alana ilk yıl geçemiyorsunuz vs. vs. Ama işin bu kısmını öğrenecek olmak da güzel, çünkü Türkiye’de genelde ayrı danışmanlar yok ve hem hoca olup hem danışmanlık yapıyorsunuz. Tabii kurallar farklı olacaktır ama bu da bi deneyim. Bugün konuyla ilgili bi eğitimden geçtik beynim bulandı resmen. Hadi hayırlısı.

Add comment Ağustos 12 , 2008

Idiot CNN

This blog entry is in English, because I want people who search for “idiot CNN” to find joy on this page, and those people are most likely from English-speaking countries. Today, there are people dying in Georgia. Wars are going on all around the world, specifically in Afghanistan and Iraq. US is in deep recession and the rest of the world is tumbling down with it. Environmental and energy-related crises are getting worse and worse. On a lighter note, we have the Olympics. Yet, CNN’s main topics are John Edwards’ extra-marital affairs, the timeline of the affair, paternity of his alleged love child, what would have happened if Edwards got nominated as the Democratic presidential candidate, and related idiotic details about something I really really really don’t care to be informed about. This is how stupid, idiotic, dysfunctional American media have become. Grrrrrr!!!!

1 comment Ağustos 9 , 2008

WWW

Herhalde internetin toplumları nasıl değiştirdiği bi elli yıl sonra daha aşikar olacak (herşey elli yol sonra daha berrak!). Hayatlarına telgraf, telefon, televizyon giren insanlar nasıl tamamıyla kökten değiştilerse büyük ihtimalle biz de öyle değiştik. Hep Nixon-Kennedy kampanyası örnek olarak verilir ya. Nixon arka planla aynı renkte takım giyer, sakalları hafif uzamıştır, diğer yanda Kennedy cilet gibi görünür, eşi bile yeni televizyon çağına uygun olarak tasarlanmıştır. Benim için internetin en önemli katkısı bir tür Arap bacı, haminne, kabile şamanı rolü oynaması. Aklıma takılan en eften püften, ve hatta kanatlı şeyleri sorup derdime derman bulduğum bi merci. Bakınız en son dert: sıcaklarla giderek artan ve tüm hijyenik ovalamalara rağmen azalmayan, küçük olan ve dolayısıyla mide bulandıran meyve sinekleri. Zannedersiniz istilaya uğradık. Üstelik diyelim ben pisim (değilim ama valla), titizliğiyle gözlerimi doldurmuş bi arkadaşımın mutfağının da aynı şekilde tüm kaleleri fethedilmiş. Şimdi internet-öncesi insanının aklına bile gelmez bu sorunun devasını gugıllamak. Ama internet-çocuğu internetin araştırmalar, fen, tıp vs. için olmadığını ya da sırf bunlar için olmadığını bilir ve eski günlerin ana britannikasına duyduğu güvenle sorusunu yöneltir. Bi kez daha görür ki, bu soruyu (ve dahi her soruyu) ilk soran o değildir. Yanıtlar, forumlar, hatta videolu çareler akar gelir bi tıkla. Bugün bi gündelik hayat rampası daha internet bacı sayesinde çözüldü, hatta bereketinden bi de blog yazısı çıktı.

Çareyi merak edenlere: Yayvan ve kullanmadığınız bi kaba (kavanoz, kavanoz kapağı, plastik bardak, küllük) yarısına kadar su konur, bi-iki damla deterjan damlatılır, kalanına da üzüm veya elma sirkesi konur. Kap lavabo veya sineklerin en çok görüldükleri noktaya bırakılır. Sabah kalkılır, karışımın içinde ölü sinek sayılır. Bunun bi varyasyonu da kabın ağzına plastik geçirilmesi, plastiğin lastikle sabitlenmesi ve üzerine bıçak ucuyla minik delikler açılması. Sinekler giriyor ama çıkamıyorlar (mış, çünkü benim mutant sineklerden biri çıktı). Şimdilik açık kap: 8 – kapalı kavanoz:2.

Add comment Ağustos 7 , 2008


Anketler

HSG'yi anlat diyenler, bakınız SIR başlıklı yazı.

Yeni komşu konusunda çoğunluk öyle ya da böyle tanışmak lazım diyor, mümkünse börekle

Yüzde 42'niz zannedersem çalışan anne olmaktan muzdarip olup yurtdışındaki gibi esnek çalışma saatleri olsun istemiş. Yüzde 38 halk kütüphanelerine imrenmiş. Yüzde 4 kitap, oyun, yemek kulüpleri burada da olsa demişler, ee kurun kendi aranızda, laf! Yüzde 17 başka şeylere özlem duymuş: netflix gibi, özgüven ve saygı gibi -ki onları bireysel olarak tesis mümkün değil. Bir de bir kişi hiçbişey istemem, memleketim, memleketim demiş. Ne güzel mutlu bi insan kendisi.

Yeni Yoklama:


Kim ne demiş?

dagkecisi on Kurban
Sevgi on Kurban
Anonymous on Kurban
gunesligunler on Sürfile
tomurcuk on Sürfile

Peynir ekmek gibi gidenler

Ara

Blogroll

Enteresan

Müptelasıyım

Eskiler

Kategoriler

how to add a hit counter to a website

Blog Stats

Sakız ağacı tomurcuğu

Bahar